Header Ads

Evlerin enerji bekası ne olacak?

İsmet Hazardağlı •


Ekonomide
yaşanan sıkıntıları faiz/dolar denkleminde görenlere, her şeyi
bu iki unsura bağlayanlara sokaklarda, evlerde ne olup bittiğini de
anlatmak gerekiyor.





Şu
hale bakın: Son iki yılda 14 milyon 314 bin abonenin elektriği,
5.4 milyon abonenin de doğalgazı en az bir kere kesilmiş.
Gerekçesi faturaları ödeyememek.





Biz
de son aylardaki elektriğe olan talebin düşmesini başka yerlerde
arıyoruz. Meğerse evler, işyerleri borçlarını ödeyemedikleri
için karanlıkta, soğukta kalmış.





Bir
ülkede her dört abonenin üçünün elektriği kesiliyorsa, “en
kötüsünü gördük, işler yolunda, sonbaharda düze çıkarız”
demek ne kadar gerçekçi, inandırıcı?





Katanlıkta,
soğukta kalanlara bakınca , Türkiye yüzde 5 kalkınsa ne olur
kalkınmasa ne olur?





Şu
sormak lazım. Bir abone ortalama aylık 100 liralık elektrik, 200
liralık doğalgaz faturasını neden ödenmiyor ye de ödenemiyor?
Bir hane 300 liralık enerji masrafını karşılamakta zorlanıyorsa
diğer ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor?





Elektrik,
gaz olmayınca yemek yapamayan, çay kaynatamayan bir hane kime öfke
gösterir acaba? Enerji dağıtım şirketlerine olmayacağına göre
öfkesini başka kesimlere gösterecektir. Siyaseten örneğin 31
mart yerel seçimlerinde kime oy verecektir?





Meydanlarda
devletin ülkenin bekasından bahsedenler, özellikle MHP, acaba
evlerin, hanelerin enerjisinin bekası (kalıcı süreklilik) için
ne düşünüyorlar acaba? Galiba bundan haberleri yok ki
gündemlerinde de böyle bir konuya yer vermiyorlar.





Birileri
“sizin adaydan elektrik alamıyoruz” derlerse nedenini başka
yerde aramayın.





HANİ
YÜKSELMEYECEKTİ?





Şu
kritik günlerde ekonomi ile ilgili bir şeyler söylerken çok
iddialı laflar etmemek lazım, hele konu kurlarla ilgili olursa..





Geçen
hafta ortasında, döviz alanları kastederek “yükselme
beklemeyin” diyen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, iki gün
sonra doların lira karşısında aniden zıplayarak yüzde 2’ye
yakın değer kazanmasını nasıl değerlendiriyor acaba?





Yoksa
yine geçmişteki gibi, bu yükseliş “spekülasyon, manipülasyon,
operasyon” söylemleri ile mi açıklanacak?





Geçmişte
de vatandaş bu “doları bırakın lira dönün” diyen
politikacıların kurbanı oldu ve ciddi zararlar gördüler.
Dolaysıyla ne zamanki biri çıkıp “dolar yükselmez liraya
dönün” derse dolar hep yükselmiştir. Bu o kadar çok olduk ki
iş artık tesadüf olmaktan çıktı.





Yakın
zamanda 2017 başlarındaki vatandaş dövizini bozdur kampanyasına
katıldı, dolarını 3,1 liradan bozdurdu, üzerinden 15 gün
geçmedi, dolar 3.5 liraya çıktı.





“Dolar
3 liraya inecek” diyen bir ekonomi bakanına inat 4.5 lira oldu. En
sonuncusunu da şimdi yaşıyoruz.





Diyeceğimiz
“büyük lokma yeme büyük laf etme”. Sonra kalkıp da “ekonomi
politikalara güven yok, belirsizlik artıyor” yorumlarına tepki
göstermeyin.




http://bit.ly/2FnKdpo • İsmet Hazardağlı • Sonsöz Gazetesi • Son Dakika • Güncel Haberler • Ankara Yerel Gazete

Hiç yorum yok