Header Ads

Artık kur farkları KDV'ye tabi

Sabri Arpaç •



Döviz
cinsinden yapılan satış işlemlerinde satıcı veya alıcı adına
oluşan kur farklarının alıcı veya satıcı tarafından belge
düzeni ve fatura düzenlenmesi, katma değer vergisi hesaplanması,
kur farklarının mal satışından sonra da hem hasılat olarak
gelir ve kurumlar vergisi matrahını oluşturması hem de katma
değer vergisine tabi olması fiyat artışlarının nedeni
olacaktır. Çünkü; 7161
Sayılı Vergi Kanunun
ile
kur farkları artık katma değer vergisi matrahına dahil
edilecektir.






VERGİ
USUL KANUNU YÖNÜNDEN






213
sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci

maddesinin birinci fıkrasında “Bu
Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü
şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların
tevsiki mecburidir.”

Olduğu hükmü bulunmaktadır.






Aynı
Kanunun 229 uncu maddesinde, fatura, “satılan
emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı
meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar
tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”

şeklinde tanımlanmıştır.






Kanunun
232 nci

maddesi gereğince; fatura vermek ve fatura istemek ve almak
mecburiyetinde olanlar belirtilmiş olup; kur farkları bakımından;
fatura düzenleme tarihinden, ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar
satıcı lehine oluşan kur farkları için satıcı tarafından;
satıcının aleyhine oluşan kur farkları için ise alıcı
tarafından satıcıya fatura düzenlenmesi gerekeceği sonucuna
varılmaktadır.






Kur
farklarının hesaplanmasında ilgilinin borcunun kaydedildiği kur
ile ödemenin yapıldığı günkü kur arasındaki farkın esas
alınması gerekir.






Bedeli
henüz tahsil edilmeyen döviz cinsinden satışlarda ise, yıl
sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde, Vergi Usul Kanunu
uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları ilgili
hesaplara durumuna göre gelir ya da gider unsuru olarak alınacak,
ancak bunlar için fatura düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.






KATMA
DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN






Katma
Değer Vergisi Kanunu’nun;1/1 inci maddesinde;






  • ‘’Ticari,
    sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde
    Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine’’

    tabi olduğu,


  • 20
    nci maddesinde ise; ‘’teslim
    ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını
    teşkil eden bedel olduğu ve bedel deyiminin, malı teslim alan
    veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket
    edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa
    olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer
    suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet
    ve değerler toplamını ifade ettiği’’,




  • 24/c maddesinde ise;
    ‘’vade
    farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler
    ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat,
    hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu’’,




Hükme bağlanmıştır.






Katma Değer
Vergisi Kanunu’nun 24/2

maddesinin madde metnine 18
Ocak 2019 tarihli ve 30659 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan
7161 Sayılı Kanunun
18.
maddesi ile (c) bendine 
“fiyat
farkı”
 ibaresi
eklenmiş yürürlük tarihi de 18 Ocak 2018 olarak kanunlaşmıştır. 






Yasal
düzenlemeden önce Danıştay
4. Dairesi’
nin
‘’kur
farklarının katma değer vergisi matrahına dahil edilmemesi’’

yönündeki kararları ile mali idarenin uygulamaları farklı olması
nedeniyle mali idare yasal düzenleme yoluna giderek uyuşmazlıkları
ortadan kaldırmıştır. (Gelir
İdaresi Başkanlığı’nın 26/02/2019 tarih ve 39044742-130
-174596 sayılı özelgesi).






Katma Değer Vergisi
Genel Uygulama Tebliğinin “III/A-5.3.Kur
Farkları”

başlıklı bölümünde; “Bedelin
döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği
işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın
vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine
ortaya çıkan kur farkı esas itibarıyla vade farkı mahiyetinde
olduğundan, matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi
gerekmektedir.






Buna göre,
teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği
tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı
tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına,
teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli
olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanır.






Bedelin tahsil
edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur
farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura
düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran
üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.






Yıl sonlarında
ve geçici vergi dönemlerinde, Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılan
değerlemeler sonucu oluşan kur farkları üzerinden KDV
hesaplanmaz.”

denilmektedir.






Konu ile ilgili
yayınlanan 60
Seri Numaralı Katma Değer Vergisi Sirkülerinin “4.5.
Yurt İçi Teslimler ile İhraç Kayıtlı Teslimlerde Oluşan Kur
Farkları” başlıklı bölümünde;”

yurt içinde KDV uygulanmak suretiyle teslim edilen mallara ilişkin
olarak;






-KDV
dahil toplam bedelin dövize endeksli olarak belirlenmesi durumunda
vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih ile ödeme tarihi
arasında ortaya çıkan kur farkı bedeline iç yüzde oranı
uygulanarak,






-Dövize
endeksli toplam bedele KDV’nin dahil edilmemesi durumunda vergiyi
doğuran olay ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan kur farkları
üzerinden lehine kur farkı ortaya çıkan mükellef tarafından
düzenlenecek faturada KDV hesaplanması ve kur farkının ortaya
çıktığı dönemlerde her iki mükellef tarafından genel esaslar
çerçevesinde işlem yapılması gerekmektedir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.






Bedelin
döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlendiği yurt içi
satışlar nedeniyle teslimin gerçekleştiği tarih ile ödemenin
yapıldığı tarih arasında lehe veya aleyhe oluşan kur farkları
üzerinden kural olarak KDV hesaplanması gerekmektedir. Bu
çerçevede, kur farklarının katma değer vergisine tabi
tutulabilmesi için vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarih ile
ödemenin yapıldığı tarih arasında ortaya çıkması;






  • KDV
    matrahıyla bir ilişkisinin bulunması,



  • KDV
    matrahında bir değişiklik meydana getirmesi gerekmektedir.


Buna
göre; bedeli döviz cinsinden belirlenen satışlarda, satış
bedelinin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu
tarihten sonra tahsil edilmesi durumunda, lehe ortaya çıkan/çıkacak
kur farkının matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi, söz
konusu kur farkı için fatura düzenlenmesi ve teslim veya hizmetin
yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran
uygulanmak suretiyle katma değer vergisi hesaplanması
gerekmektedir.






Ancak,
bedeli henüz tahsil edilmeyen döviz cinsinden satışlarda yıl
sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde, Vergi
Usul Kanunu

uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları
üzerinden katma değer vergisi hesaplanmasına ve fatura
düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.






Döviz
fiyat artışlarının hızlı yükseldiği ve yükselişin devam
edeceğinin beklendiği bir dönemde enflasyon ve fiyat artışlarını
tetikleyen kur artışlarının bir de farklarının gelir ve
kurumlar ve katma değer vergisine tabi tutulmasının fiyat
artışlarını iyice yükselteceği kesin olarak görülmektedir.






Bu da bürokrasinin AKP’ye kapağı olsun!




http://bit.ly/2uhrXsB • Sabri Arpaç • Sonsöz Gazetesi • Son Dakika • Güncel Haberler • Ankara Yerel Gazete

Hiç yorum yok