Sokaktaki en büyük atık kartonu bulmak
Mehmet Akgün • #Atık, #AtıkToplayıcıları, #Sokak
Atık toplayıcıları hepimizin sıklıkla karşılaştığı, zaman zaman çekindiği, evlerine ekmek götürmek için günde 17 saat çalışan insanlar. Onların vatandaşlardan tek bir isteği var insanların onları görünce çekinmemeleri ve korkmamaları.
Hayat şartları her geçen gün daha da zorlaşıyor. Para kazanmak, akşam evine ekmek götürebilmek ciddi mücadeleleri de beraberinde getiriyor. Hepimize çalıştığımız işler ağır kazandığımız ücretler mutlaka az geliyordur. Ancak birileri var ki para kazanmanın bütün zorluklarını yaşıyorlar… Sokaklarda hepimizin gördüğü hatta zaman zaman çekindiği ekmeğini çöpten topladığı kartonlarla kazanan atık toplayıcıları… Yaptıkları işin bedensel ve sağlık problemlerini bir kenara bırakırsak birde psikolojik boyutu var. Toplum tarafından hor görülmek, korkulan insanlar olmak istemiyorlar. Tek hedefleri var oda sokaktaki en büyük kartonu bulmak.
Henüz yasal mevzuatta bir tanımları olmadığı için türlü sıkıntılarla
boğuşuyorlar, bu problemleri Sokak Atık Toplayıcıları Derneği Başkanı Recep
Karaman ile konuştuk. Karaman bize yaşadıkları problemleri ve hedeflerini
anlattı.
–
Sizi tanıyabilir miyiz?
Recep Karaman: Sokak Atık Toplayıcıları Derneği Başkanıyım. Dernek olarak yaklaşık 4 yıldır faaliyet gösteriyoruz. Derneği kurmaktaki amacımız sokaklarda atık kağıt topluyoruz ve buradan kazancımızı sağlıyoruz. Kazancımızı sağlarken çok zor şartlar altında çalışıyoruz. 2 bin 700 üyemiz var. Hiçbir sağlık güvencemiz yok ve sahada da herhangi bir güvencemiz yok.

Zaman zaman belediyelerle sorunlar yaşıyoruz. Belediye ekipleri bir anda topladıklarımıza ve ‘çekçek’ dediğimiz araçlarımıza el koyabiliyor. Böyle olunca da ister istemez büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Biz yaşadığımız sıkıntıları anlatarak bu sektör için verdiğimiz çabamızı ve ekonomiye kattığımız değeri anlatmak için bu derneği kurduk. İşin ekonomiye olan katkı boyutuyla bakılmasını istedik.
3 yılın sonunda Türk-İş ile bazı çalışmalar yaptık. Türk-İş Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay’da bize destek oldu. Dergi çıkartarak bizim sesimizi duyurdu. Bizim başlattığımız mücadele diğer illerde de ses getirdi. Diğer illere de seçimden sonra şubeler açacağız.
Biz gerçekten yanlış bir iş yapmıyoruz.
Ülke için, çevre için, ekonomi için güzel işler yapıyoruz ve belediyelere de bugüne kadar çok ciddi katkılar sunduk. Nasıl katkılar sunduk derseniz, belediyelerin yapması gereken işi bizler yapıyoruz. Başka bir deyişle belediyelerin bir ayıbını da biz örtüyoruz. Çünkü bu atıkları toplayıp ayrıştırmak belediyelerin işi ama hiçbir belediyenin ve şirketin toplayamayacağı atıkları bizler topluyoruz ve ayrıştırıyoruz.
Sokaklarda
güvencesiz, zor şartlarda, bazen saldırılara uğrayarak topluyoruz. Bugüne kadar
bu işi sahiplenen çıkmadı doğru düzgün. Bu adamlar kim niye bu işi yapıyor? Bu
adamlara sahip çıkalım! diyen kimse olmadı.
–
Önümüzdeki dönemde belediyelerden talebiniz nedir?
Karaman: Belediyelerin artık bu işi sahiplenmesi lazım. Sokaklardaki
bu atıkları belediyeler toplamak istiyorsa bizler bu işin olmazsa olmazı.
Belediyeler bu iş için çok ciddi bütçeler ayırıyor. Belediyelerin 3’te 1
oranında ki bütçesi çöp toplama sistemine gidiyor. Biz bu atıkları çöplerin
içinden aldığımız zaman çöp arabası günde 3 sefer yapacağını tek sefer yapıyor.
Bu durumda belediyelerin bütçesine çok büyük katkılar sunuyor. Ancak ne yazık
ki bugüne kadar işin bu tarafını görmek istemediler. Bu yerel seçimlerden sonra
artık işin bu boyutuyla görülmesini istiyoruz.

– Belediyeler
ne gibi zorluklar çıkarıyor?
Karaman: Dediğim gibi bizlere toplayamazsınız diyerek
topladıklarımıza ve araçlarımıza el koyuyorlardı. Buna yasal mevzuatta herhangi
bir tanımımızın olmamasını dayanak olarak gösteriyorlardı. Çevre Bakanlığı’nın ambalaj
yönetmeliğini önümüze koyuyorlardı.
–
Saldırılar oluyor mu?
Karaman: Saldırı arada oluyor. Zabıtalar tarafından 2008-2009
yılında çok ciddi saldırılara uğradık. Komalık olan arkadaşlarımız oldu. Bir
yılın sonunda bu olayları belediyelerle görüşerek çözdük ama arada sıkıntı
olduğu zaman iletişime geçerek en azından kavgasız gürültüsüz sorun
çözüyoruz.Türkiye’nin bütün illerinde bu tarz sıkıntılarımız oluyor. Örneğin
İstanbul’da Pendik Belediyesi geçen aylarda arkadaşlarımızın depolarını yıktılar.
Son günlerde bildiğim kadarıyla Çorum Belediyesi arkadaşlarımıza sıkıntılar
yaratıyor.
Yeni çıkacak yönetmelikte bize bir güvence verilirse ki
verileceğini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı beyan etti. Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar konuyla ilgileniyor, bize söz
verdi. Çıkacak yeni yönetmeliğin adı ‘Sıfır atık yönetmeliği’ bu yönetmelikte
toplayıcıları da belediyelerin ekiplerine entegre edilmesinin önü açılacak.
Başka bir deyişle bugüne kadar toplamamız ve topladığımız atıkları satmamız
yasaktı şimdi böyle bir engel olmayacak.
–
Sigortanız var mı?
Karaman: Bizim şuanda bir sigortamız yok sokaklarda
hiçbir güvencemiz olmadan çalışıyoruz ama bu yönetmeliğin çıkmasıyla birlikte
bir iş tanımımızın olmasıyla bizlerde güvencelerimizi yapacağız. Bunu Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’yla görüşmeler yürüterek çözeceğiz. Bize de
serbest meslek statüsünün tanımlanmasıyla sosyal güvenliğimizi almamızın ilk
adımı olacak.
– Bu
işin kazancı nedir?
Karaman: Bu işin toplayıcılar için çok ciddi bir kazancı
yok. Günlük 70-80 TL gibi bir ücretle evimizi geçindirecek kadar biz kazanç söz
konusu. Ülke ekonomisine ve çevreye katkısı çok daha ciddi boyutlarda. Toplayan
için günlük geçim başka bir şey değil.
–
Yasal düzenlemeden sonra toplayıcı sayısında bir artış olacaktır. Bu artış
sizin için bir problem teşkil edecek mi?
Karaman: Biz toplayıcılar arasında bir sistem oturtmuş
durumdayız. Kimse birbirinin bölgesinde toplamaz. Atıyorum ben Kızılay’da
topluyorsam başka bir yerde toplamam. Başkası da gelip benim bölgemden
toplamaz. Güvence aldıktan sonra sayımız artar mı azalır mı bilmem ama işin o
tarafında değiliz. Bizimde üstümüze giyebilecek üniformalarımız, toplumsal bir
statümüz, toplumun bize güven duyması bizim en büyük kazancımız olacaktır diye
düşünüyoruz.
–
Vatandaşların size karşı tepkileri nasıl?
Karaman: Bize toplum tarafından olumlu tepkiler var. İnsanlar bize hırsızlık yapmadığımız için kimseden bir talepte bulunmadığımız için bize karşı toplumda olumlu bir tepkiler geliyor. Biz işin kolayına kaçmıyoruz, en zorunu yapıyoruz. Alnımızın teriyle evimize ekmek götürüyoruz. Bunun için toplumun büyük kısmı ve esnafla olan diyaloglarımız çok iyi düzeyde diyebilirim.

Çoğu esnaf atıklarını belediyelere değil bizlere verir. Çünkü belediye ekipleri esnafın istediği saatlerde gelmez, büyük çöpleri alır küçükleri bırakır gibi sorunlar yaşadıkları için belediyeye vermek yerine bizleri tercih eder. Biz istediği saatlerde gider atıklarını toplarız. Bu nedenle toplumun bize bakışı pozitif. Çıkan haberlere bakarsanız da bunun böyle olduğunu görürsünüz.
–
Zabıtayla bir problem yaşadığınızda vatandaşların tepkisi ne yönde oluyor?
Karaman: Zabıta ekipleri ile her sorun yaşadığımızda toplum bizden yana tepki gösterdi. Hırsızlar dururken bu arkadaşlardan ne istiyorsunuz şeklinde bizlerin yanında olduklarını beyan etmekten çekinmediler. Zaten belediyelerin bizlerin üzerine çok fazla gelmemesinin nedeni de toplumun tepkisinden çekinmeleridir diyebilirim. Baskı dönemlerinde halk çok ciddi tepki gösteriyor.
Mersin’de geçtiğimiz günlerde bir zabıta ekibi toplayıcı bir çocuğu döverek çekçekini elinden aldı ve sosyal medyada çok büyük tepkiler aldı. Belediye başkanının telefonları susmadı ve en sonunda bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
–
Belediyeler sizi neden engellemek istiyor?
Karaman: Bizi engellemek isteyenler aslında belediyeler değil, bu işi yapan firmalardır. Bazı firmalar örneğin bir milyon nüfusu olan bir kentin belediyesiyle anlaşıyor. Yönetmelik bu işi onların yapmasını söylüyor ama onlar yapamadığı için kendi aralarında vakıflar kuruyorlar. Örneğin ÇEVKO gibi dört kuruluş var. Bu kuruluşlar iş için belirli bir bütçe ayırıyorlar. Belediyeler bu firmalarla sözleşmeler yapıp piyasaya sürenlerin parasını teşvik olarak veriyor onlarda nüfus üzerinden belgelendirme yapıyorlar.
Sokak toplayıcıları olduğu zaman bu belgelendirmeyi yapamıyorlar.
Belediye firmalara ‘sen bu kadar atığı nasıl topladın?’
diye soruyor. ‘Sokak toplayıcıları da var bu kadar toplama imkanın yok.’
Onlarda bizleri engelleyerek bu belgelendirmeleri yapabilmek adına bize baskı
kurmaya çalışıyorlar. Aslında belediyeler bizim bitmemizi istemiyorlar. Çünkü
dediğim gibi onların işlerinin büyük bir kısmını biz yapıyoruz.
Bugüne kadar bize en büyük sıkıntıları yaşatan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eski müsteşarı Mustafa Öztürk döneminde olmuştur.
2016’da bütün sokak toplayıcılarını bertaraf etmek için yönetmelik çıkartmıştır. Bu da 7 gün sürdü. Çünkü sokakta atıklar toplanamadı, sanayicilere atık gidemedi. Türkiye’de bu süre boyunca gündem oldu.
Demek istediğim sokak toplayıcılarını hor görüyordu,
hastalıklı olarak görüyordu. Onun dönemi en zor şartlar altında çalıştığımız,
en çok baskı gördüğümüz dönemler olmuştur. Yeni yönetimin bizleri sahiplenmesi
ve bu toplumun bir parçası olarak görmesi, bu sektörün büyük bir parçası olarak
görüp mevzuatta yer vermeleri büyük oranda sorunlarımızı çözecektir. Bu
nedenden dolayı özellikle Mehmet Emin Birpınar’a ve TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün
Atalay’a sonsuz teşekkür ediyoruz.
–
Belediyelerin kadrolu işçisi olmak ister miydiniz?
Karaman: Belediyenin kadrolu işçisi olmayı kim istemez
ki? Bizim yapmak istediğimizde bu diyebilirim. Ancak bugüne kadar kimse bu işi
sahiplenmemiş, bu işi görmemişler, kimse bu insanlarla oturup konuşmamış. Bizim
ne yaptığımızı bilmemişler ya da bilmek istememişler. En büyük mücadelemiz
kendimizi topluma anlatmak. Biz yanlış bir iş yapmıyoruz, hedefimiz, amacımız
budur bunun için bu işi yapıyoruz.

Ülke ekonomisine, çevreye, atık ithalatına yaptığımız
katkı ciddi boyutlarda. Biliyorsunuz bu atıkların hepsi petrol ve türevleriyle
yapılan atıklardır. Bunları toplarken bir nevi ülkemizin dışarıya olan petrol
bağımlılığını da azaltıyoruz.
–
Mülteciler geldikten sonra sıkıntı yaşadınız mı?
Karaman: Evet, bu ülkenin kendi vatandaşı toplarken bir mültecinin bunu rastgele yapması ister istemez bazı sıkıntılar doğurdu. Mesela biz bu işe bir meslek olarak bakıyoruz, günübirlik bir iş olarak değerlendirmiyoruz. Bizim çocukluğumuz, gençliğimiz bu iş ile geçti.
Bu işe girmemizden dolayı başka mesleklerden anlamayız. Bizim belirli bölgelerimiz var o bölgelerde toplarız, esnaflarla diyalogumuz vardır. Bir hırsızlık olayı yada başka bir olay olduğu zaman müdahale ederiz. Ancak bu işi günübirlik yapanlar işin bu boyutunu düşünmezler. Mültecilerde böyle bir sıkıntı var. Onlar günübirlik çalışıyor, bizim düşündüğümüz detayları düşünmedikleri için sahada bazı sıkıntılar da ortaya çıkıyor.
–
Yasal düzenlemeyi bir kenara bırakacak olursak başka ne gibi sıkıntılarınız
var?
Karaman: Saha da sağlık sıkıntıları, trafikten doğan
sıkıntılar yaşıyoruz. Atıkları sağlıksız koşullarda topladığımız için çeşitli
sağlık sıkıntılarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Toplumda küçükte olsa bir ön
yargı var. Yazın sıcakta, kışın soğukta dışarıda çalışıyoruz. Günlük 17-18 saat
çalışıyoruz herhangi bir uyku düzenimiz olmuyor. Çoğu yerde barınma sıkıntıları
yaşıyoruz.
–
Peki vatandaşların üzerine düşenler nedir?
Karaman: Bizim vatandaşlardan talebimiz yaptığımız işi
bilmeleridir. Bizleri tanıyabilmeleri, bizlere ön yargıyla yaklaşmayarak bu
toplumun bir parçası olarak görmelerini arzu ederiz. Ne kadar kağıtta toplasak
bizde öncelikle insanız. Sonuç olarak bu atıkları evimize ekmek götürebilmek
için topluyoruz. Bunun farkında olmalarını istiyoruz ve atıkları
arkadaşlarımıza vererek bize destek olabilirler. Atıkları ayırmaları durumunda
işimiz kolaylaşır. Az önce bahsettiğim sağlık problemlerini minimuma
indirebiliriz.
–
Neleri ayırmaları gerekiyor?
Karaman: Ambalaj atıkları, karton, pet, plastik, alüminyum,
hurda gibi cam hariç atıkların hepsini topluyoruz. Camların toplanması,
taşınması tehlike saçtığı için onları almıyoruz. Bazı günler 24 saat
çalıştığımız da oluyor, bazı günler 48 saat hiç evimize gitmediğimiz de oluyor.
Bazen de bir yerden hazır kağıt alırız 3-4 saatte bitirebiliriz. Ancak günlük
çalışma saatimiz ortalama 15-16-17 saattir. Günlük 200-250 kg atık topluyoruz,
buda 70- 80 lira civarında bir paraya karşılık geliyor.
Toplamak ayrı bir sıkıntı, taşımakta ayrı bir sıkıntıdır.
Kilometrelerce yol yürüyoruz topluyoruz, son olarak depomuza gidiyoruz 3- 4 saati de ayrıştırmaya gidiyor. Her alanıyla çok zor bir iştir. Herkesin yapabileceği bir iş değildir.

Sokakta kağıt toplarken aslında bazı değerlerinizi de
görmezden gelmek zorunda kalıyorsunuz. Mesela öğrencisiniz arkadaşlarınız, ya
da komşunuzla, aklınıza gelebilecek herkesle sokakta karşılaşma ihtimaliniz
yüksek. Kendi çocuğunuzla bile sokakta kağıt toplarken karşılaştığınız zaman
ister istemez onurunuz kırılıyor.
– Son olarak ne eklemek istersiniz?
Karaman: Sokakta kağıt toplayan çocuğa sormuşlar en büyük hayalin nedir? diye. Oda sokaktaki en büyük kartonu bulmaktır demiş. Bizim en büyük mücadelemiz, amacımız budur. Sokak toplayıcılarının kağıt toplamaktan başka bir hedefi ve talebi yoktur. İnsanlar bizi görünce çekinmesinler, korkmasınlar. Gece bir sokakta yürürken orada sokak toplayıcısı varsa kendinizi güvende hissedin. Sokak toplayıcısı toplum için tehlike arz eden kişi değildir. Toplumuzun bize bu bakış açısıyla bakmasını, görmesini arzu ediyoruz. Yanlış yapmak en basitiyken biz en zorunu yapıyoruz.
http://bit.ly/2HD3plL • Mehmet Akgün • Sonsöz Gazetesi • Son Dakika • Güncel Haberler • Ankara Yerel Gazete
Post a Comment