Şapkadan vatandaşa ne çıkacak?
İsmet Hazardağlı •
Ekonomi
yönetimi 8 Nisan’da yapısal reform adıyla bir dizi yeni
düzenlemeyi açıklamaya hazırlanıyor. Büyük bir ihtimalle bu
kararların adı “güçlü ekonomiye geçiş”, “güçlü
Türkiye ekonomisi hedef 2023” gibi içinde illaki güçlü
kelimesinin kullanıldığı bir başlıkla sunulacak.
Geçmişte
de 5 Nisan 1994 olsun, 21 Şubat 2001 sonrası olsun uygulanan tüm
benzeri yapısal reform kararların başına bir güçlü kelimesini
eklenmişti. Bu kelimeye en son Erdoğan’ın 31 Mart gecesi yaptığı
konuşmada da tanık olduk.
Bu
tür iddialı “yapısal reformlar” diye açıklanan kararların
temel amacı kamu maliyesini dengelemek, toparlamak, yeni borç veya
gelir kaynakları yaratmayı hedefler. Bunlar kamu mallarının
satılması, zamlar, vergi artışları, harcamaların kısılması,
cari, bütçe açıklarının daraltılması vs. sayılabilir. Zaten
yapılacak farklı bir şey de yoktur.
Ancak
bu defa bu kararların vatandaşa ne getireceği veya ne alıp
götüreceği önemli. Kamu kesimi bir şekilde kendini toparlıyor.
İçeriden, dışarıdan borç alarak mali yapısını kurtarıyor
peki ya vatandaş ne olacak?
Banka
kredisi ve/veya kredi kartı borçlarından dolayı yasal takibe
düşmüş 3.3, işsiz 4.3 milyon insan, milyarlarca lira tutarında
protesto edilen senetler, karşılıksız çekler, iflaslar,
hacizler, ödenemeyen doğalgaz ve elektrik faturalaları her gün
artıyor. Sadece enflasyon yangını tek başına bile hane halkını
ezip geçiyor. Mutfaklarda, sofralarda gıda çeşitliliği azalıyor.
Yaşam
kalitesi geriliyor, alım gücü düşüyor, tasarruf imkanı
kalmıyor, borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyor. Esnaf, küçük
ve orta işletmeler sermayeleri erimesiyle kepek kapatıyor. Bunu
elektriğe olan talebin son beş aydır sürekli azalmasıyla
görüyoruz. Kısacası gelen gün gideni aratıyor.
SEÇİM
YOK YA
Merak
ettiğimiz de bu. Yani 8 Nisan kararlarından vatandaşa ne çıkacak?
Daha
fazla fedakarlık mı yoksa biraz nefes almaları için yaşamı
kolaylaştırıcı önlemler mi? Şüphesiz fedakarlık istenecek,
geçmişteki tüm benzeri anlı şanlı kararlar gibi.
Dikkat
ediniz gelecek dört yıl seçim yok deniliyor ya altında yatan
neden bu. Yakında seçim olsaydı, ücret ve maaş zamları, kamu
harcamaları gırla devam ederdi. Zaten iyi bir şeyler olsaydı 31
Mart seçimlerinden önce açıklanırdı
Dönelim
yapısal reformlara. Hangi yapı hangi reform diye sormak lazım.
Örneğin “yeni vergi mimarisi” diye sükseli bir kavram
üretildi. Burada amaç vergi toplamayı kolaylaştırma mı yoksa
vergi ödemeyi? Ya da vergi oranlarında oynama mı? Ya da bankalarda
182 milyar doları aşan döviz hesaplarının liraya çevrilmesi
için örmeğin TL stopajlarının yüzde 5’e çekilmesi mi?
Sabit
kurdan dalgalı kura geçmek yapısal bir reformdur ama kurlara
müdahale günlük politikadır. Beleş teşvikler, krediler de
öyle. Bunlar bugün var yok. Şu sektöre öncelik, ihracata dayalı
büyüme gibi kavramların içi ne zaman dolar, bilinmez.
Yapısal
dediğiniz kalıcı olacak. Eğer yapısal reform isteniyorsa en
büyük reform yönetimin her alanda ekonomiye müdahalelere son
verip piyasa kurallarını rekabetçi ortamda işletmesi olacaktır.
Bu
arada geçen Eylül ayında açıklanan üç boyutlu yeni ekonomik
program, orta vadeli ekonomi program, bunların hedefleri ne olacak.
Çöpe atılacaksa yazık emeklere.
Özetle
bu tür kararlar, yapısal reform adında kamu ekonominsin
iyileştirmesi içindir. Kamu iyileşsin vatandaş da iyileşir
derseniz bunun bedeli çok ama çok ağır oluyor. Bu yabancı takımı
yapısal reform lafını çok sever en fazla da IMF ama bu defa
vatandaş şapkadan kendisine ne çıkacağını bekliyor.
http://bit.ly/2Ifg6Uh • İsmet Hazardağlı • Sonsöz Gazetesi • Son Dakika • Güncel Haberler • Ankara Yerel Gazete
Post a Comment